Bugun...
Bizi izleyin:


Seyit Mehmet ERTAŞ


Facebookta Paylaş









GENÇLER ADAMDAN SAYILIR MI?
Tarih: 24-11-2016 12:56:00 Güncelleme: 24-11-2016 12:56:00


-          Bu evde yaşadığın sürece benim kurallarım geçerli.

-          Arkadaşın beni ilgilendirmez, akşam sokağa çıkamazsın.

-          Bir Ali’ye bir de kendine bak.

-          Şu kılığına bak palyaço gibisin.

-          Kocaman adam oldun, hala odanı toplamıyorsun.

-          Eğer bir cümle daha kurarsan sonu fena olacak.

 

Genç olup da bu sözleri duymayan var mı? Bizler ana-babalarımızdan;  çocuklarımız da bizlerden bu sözleri duydular. Peki sonuç ne oldu? Genel anlamda, babalar-analar görünüşte bazı isteklerini yaptırdılar, gençler de bazen isteyerek genelde de istemeyerek itaat ettiler. Peki sonuç ne oldu? Riyakar, ikiyüzlü gençler ve yetişkinler meydanı doldurdu.

 İnsan büyüklerinden ne görmüşse onu yapmaya çalışır. Maalesef bu durum tarihte de böyle olmuş hep. Spartalılar, yeni doğan gürbüz erkek çocuklarını alıp devlet eliyle yetiştirirlermiş. Hiç merhamet göstermez sevgi ve şefkatten yoksun büyütürlermiş. 6-7 yaşlarına gelince de askeri eğitime tutarlar ve acımasız, gaddar askerler yetiştirirlermiş. İşte bu ordu ile sahip olmuşlar tüm zaferlere. Çocuk ömründe acıma , merhamet insani duygu görmemiş hiç acıma duygusu olur mu? İnsan nasıl eğitilirse öyle yetişir. Ta ki kendisi iyi bir insan olmak isteyene kadar. Peki değişir mi? Tabi ki değişir. Bakın Hz. Ömer’e;

Hz. Ömer’in babası Hattap, çok kaba, zalim bir adamdır. Her fırsatta çocuklarını döver, hem de öldüresiye döver. Hz. Ömer, Halifeliği döneminde arkadaşları ile bir vadiden geçerken ağlamaya başlar. Arkadaşları neden ağladığını sorar, der ki: “Bu vadiden geçerken babamı hatırlarım. Ben burada deve güderdim. Daha 7-8 yaşlarında idim. Çocukluk, bazen uyurdum. Babam kontrole gelir uyurken yakalarsa kemiklerimi kırana kadar döverdi. Babamdan sadece dayak hatırlarım”. Bu şartlarda yetişen Ömer, gençliğinde Müslüman olana kadar zalim bir kişidir. Öyle ki yolda karşılaşanlar yollarını değiştirirlermiş zulmüne uğramamak için. Ne zamana kadar? Kızını diri diri toprağa gömecek kadar vahşi olan Ömer’i “ Bir keçi nehre düşse Ömer’den sorulur” diye ağlayacak kadar hassas bir insan yapan İslam Dini ile şereflenene kadar. Ömer iyi insan olmak istedi. Allah da ona Hz. Ömer olma şerefini bahşetti.

O zaman anne-babalar yukarıdaki sözleri, kendi anne-babalarından  duydukları zaman ne hissetmişlerdi. Dürüstçe kendimize soralım, aldığımız cevap ne acaba? Öfke, nefret, inadına yapmama, tepkili sözler değil mi? “ Ben büyüyünce böyle ana-baba olmayacağım” sözlerini hatırlıyor musunuz?  Peki ana-baba olunca neden değişiyoruz o zaman?

Niyet kötü değil. Hiçbir ana-baba çocuğunun kötü olmasını istemez. Çocuğunun evrensel değerlere, toplum değerlerine bağlı, ayakları üstünde durabilen, mutlu bir yuvası olan insan olmasını ister.  Bunda da sonuna kadar haklı.  Haklı da bu sıkıntıları neden yaşıyoruz?  Bugün birçok genç ile aile arasında; genç yüzünden ana-baba arasında bu sıkıntılar neden?

Bunun birçok nedeni olmakla birlikte en önemli neden; ailenin, gencin  artık “ergen bir birey” olduğunu görmek istememesidir. Oysa ki bir dakika durup düşünse, “ Ben müslümanım.  O zaman Müslüman gibi düşüneyim. Allah kimi muhatap alıyor? Akıllı,  ergen olan kişiyi. Dikkat edelim “ergen” kişiyi Allah sorumlu tutuyor ve muhatap alıyor. Bana ne oluyor ki bu genci “adamdan” saymıyorum.”

 Bu kadar bile yeter ama, isterseniz bir de şöyle düşünelim. Aile şu konuya dikkat etmiyor.  Çocuk için; çocuklukta her şey ana-babadır. Ergen olur, okulda edindiği bilgiler artar. Özellikle lise çağında bedensel ve zihinsel gelişimi artar. Yetenekleri ile birlikte psikolojik yönü de gelişir. Bu arada ana-baba küçülmez ancak çocuk ergenliğe ulaşır, büyür. İşte bu  dönemde o zamana kadar ana-babaya verdiği değeri ana-babanın hak ettiğine inanırsa sürdürür; yoksa verdiği değeri geri alır. Bunu nasıl yansıtır? İletişimini keserek, hiçbir şeyi danışmayarak, ana-babasının dediklerinin tersini yaparak kendini kabul ettirmeye çalışır. “Ben varım, beni görmek ve dinlemek zorundasınız” mesajıdır bu diliyle söylemese de. İşte buna “kuşak çatışması” diyoruz. Bu çatışma “Allah’ın emri” değildir. Ortadan kaldırılabilir. Nasıl mı? İnşallah gelecek haftalarda bunun cevabını vermeye çalışacağız.

Allah’ a emanet olunuz.

                                                                                     Seyit Mehmet ERTAŞ

                                                                        Manavgat Final Anadolu Lisesi Müdürü







Antalya Haber İhbar

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • İNTERNETİ SALLAYAN BİRBİRİNDEN KOMİK 20 PAYLAŞIM
    İNTERNETİ SALLAYAN BİRBİRİNDEN KOMİK 20 PAYLAŞIM
  • Otomobil Dünyasında Dede ve Torunlar
    Otomobil Dünyasında Dede ve Torunlar
  • VOLKSWAGEN'İN EFSANE MİNİBÜSÜ YENİDEN TASARLANDI
    VOLKSWAGEN'İN EFSANE MİNİBÜSÜ YENİDEN TASARLANDI
  • Babalar ve Kızları
    Babalar ve Kızları
  • Vurdumduymaz Milletiz :)
    Vurdumduymaz Milletiz :)
  • Akciğere Faydalı 6 Besin
    Akciğere Faydalı 6 Besin
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Gerçek Yetenek budur. Mutlaka izle...
    Gerçek Yetenek budur. Mutlaka izle...
  • Yok Böyle Kaza
    Yok Böyle Kaza
  • Son Teknoloji Tarım Aletleri
    Son Teknoloji Tarım Aletleri
  • Manavgatlı Hacı Süleyman Öz'ün Medine'de Cenaze Töreni
    Manavgatlı Hacı Süleyman Öz'ün Medine'de Cenaze Töreni
  • Manavgatta Uyuşturucu Ticareti Güvenlik Kamerasında
    Manavgatta Uyuşturucu Ticareti Güvenlik Kamerasında
  • Manavgat D-400'de Kaza 2 Yaralı
    Manavgat D-400'de Kaza 2 Yaralı
VİDEO GALERİ
YUKARI